Deklanşöre poz veren bisiklet…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu benim 2000 yılından beri tepe tepe sürdüğüm ilk yol yarış bisikletim. El yapımı Cannondale Multisport 800 triathlon bisikleti. Bugüne kadar 45,000 km yol katettik onunla ve hala üretimden yeni çıkmış gibi akıp gidiyor yollarda…Yıllar boyunca biraz evrim  geçirdi ve yeni haliyle de poz vermeyi çok seviyor.  Orijinal rengi nar çiçeği idi, sonra kırmızı beyaza büründü.  2013 yılında üzerine bir kuma gelmiş olmasına rağmen beni hoş tutmaya devam ediyor. Hırçın bir bisiklet olduğunu itiraf etmeliyim. Pek çok kez üzerinden attı beni. En son attığında da sağ elimin baş parmağını kırmıştım…

Çiçeklerin dansı…

Taşı altın toprağı elmas, O’nla da O’nsuz da olmaz…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu şehr-i İstanbul üzerine çok yazılmış, çok söylenmiş. Yazılan, çizilen, söylenen ne varsa fazlasını hakediyor. Çünkü O, doğuştan güzel, naiv, şevkatli, hem erkek  hem kadın, hem batıya hem doğuya yakın,  yedi tepeli bir dünya mirası…Hal böyle olunca gezmeden duramıyor insan. Bitmiyor da gezmekle…Her turda yeni  bir keşif ve mutlaka(!) yeni bir hayal kırıklığı. Parmak deklanşöre gidiyor gitmesine her keresinde ama, bazen tutukluk yapıyor basamıyor… Çoğu zaman da ardarda çekiliyor kareler. Kimi neşe dolu, kimi hüzün, kimisi acıma veya nefret.  Ne varsa eskiye dair, tüm dikkatler ve hayranlıklar ona yöneliyor.  Yeni olan nesnelerse kimlik arayışında ama nafile…

Hayvanlar dünyası…(2)

Hayvanlar dünyası…

Yurdumdan Kareler…

%d blogcu bunu beğendi: